Çocukluk Yılları (1924-1940)
Kasım Demiralp, 1924 yılında Bingöl’ün (Çewlîg) nüfuzlu ailelerinden birinde doğar. 1925 yılında Kürt direnişlerinin bastırılmasının ardından yürütülen politikalar sırasında ailesinin birçok ferdi katledilir; evleri devlet güçleri tarafından yağmalanarak tahrip edilir. Demiralp, annesi Xezal Hanım’ın onu gizlemesiyle hayatta kalır. Katliamın ardından Xezal Hanım, ailenin yetim kalan kız çocuklarıyla birlikte güvenli bir alan bulmak amacıyla başka bir köydeki akrabalarının yanına sığınır. Sığındıkları bu bölgede kısa bir süre kaldıktan sonra, aile devlet tarafından sürgün edilir. Dört yıl süren bu zorunlu sürgünün ardından Xezal Hanım, oğlu Kasım Demiralp ve kız çocuklarıyla beraber 1928 yılında köyleri Kargapazarı’na (Qerxebazar) geri döner. Çocukluk yıllarında maruz kaldığı bu tarihsel süreçler ve ailesinin yaşadığı kayıplar, Demiralp’in düşünsel dünyasında kalıcı izler bırakır.
Xezal Hanım, katliamdan sonra yanındaki yetim kız çocuklarıyla birlikte derin bir yoksulluk içinde yaşamını sürdürür. Zamanla herkesin Dayê (anne) diye hitap ettiği Xezal, ailesinin uğradığı terteleyi hafızasında hep korur. Hatırladıklarını mekânsallaştırır ve 1925’te katledilen gençlerin gömüldüğü yerleri onları unutturmayan bir alan hâline getirir. İlerleyen yıllarda genç kuşaklar, 1925’te yaşanan katliamları kendisinden öğrenecektir.
Bu yıllarda oğlu Kasım’a, bu hafızayı diri tutması için sık sık telkinlerde bulunur: 1915 Dünya Harbi sırasında kaybolan, 1839 tarihli aile yadigarı el yazması Kur’anlardan; kaybolan kız çocuklarına ve 1925’te devletin soykırımcı şiddetine uzanan geçmişe sahip çıkmasını, bütün bunları kayda geçirmesini ister. 1925’te yaşanan katliamın ardından ailenin nasıl parçalandığını, katledilen her bir aile ferdinin hikayesini aktarmaya devam eder. Yıllar boyunca o döneme ait mektup, fotoğraf ve günlüklerden arta kalan notları göğsünde saklar; sürgün yollarında bu emanetleri yanından ayırmaz.


Erken Siyaset ve Arşiv Arayışı (1940-1960)
1940 yılına gelindiğinde Kasım Demiralp henüz 16 yaşındadır. Annesi yıllarca sakladığı tüm belgeleri ona teslim eder. Annesinin hikayelerini devralan Demiralp, hayatını bölgenin silinmeye yüz tutmuş hikayelerini belgelemeye adar.
Bu yıllarda annesinin de yönlendirmesiyle hem ailesinin hem de Bingöl’ün hafızasının izini sürmeye başlar. Peşine düştüğü hikayelerden bulduğu fotoğrafları, mektupları, günlükleri, yazılı belgeleri ve kişisel eşyalar bir araya getirir. Tüm bu arşiv materyalleri yok edilmeye çalışılan bir ailenin maruz kaldığı şiddeti çarpıcı bir şekilde ortaya koyar. Bu yıllarda Demiralp, hem Osmanlı’nın son döneminde aile fertlerinin devlet eliyle yaşadığı sürgün ve katliamların hem de erken cumhuriyet döneminde katliamdan geçenlerin izini sürer.
Kasım Demiralp, 1950 yılında Demokrat Parti saflarında siyasete atılır. İlerleyen süreçte DP’den Bingöl İl Genel Meclisi’ne seçilir. Bu dönemde Ankara ile sıkı ilişkiler kurar ve TBMM koridorlarında devlet arşivlerinin de izini sürer. Temel hedefi, katledilen aile fertlerinin mezar yerlerine ulaşmaktır. Ankara’dan bir sonuç elde edemeyince Kürdistan’a geri döner ve kendi arşivleme çalışmalarını başlatır. 1958 yılında Demokrat Parti Karlıova (Kanîreş) İlçe Başkanlığı’na seçilir. Ne var ki 27 Mayıs 1960 Darbesi, siyaset aracılığıyla toplumsal ve politik dönüşüm imkanlarının arayışında olan birçok Kürt aydınının önünü keser. Demiralp de bu süreçte gözaltına alınır ve yargılanır.
Hukuk, Toplum Çalışmaları ve Karşı-Arşiv (1961-1977’ler)
1960 Darbesi’yle kesintiye uğrayan siyasal yaşamı, onu yeni arayışlara yönlendirir. 1961’de, bölgedeki avukat yetersizliği sebebiyle, hukuki süreçlerde başvurucuları temsilen dava vekilliği yapmaya başlar. Adaletsizliklerin giderilmesi ve hukuki uyuşmazlıkların çözümü için çaba sarf eder. Bu yıllarda Demiralp, yerel bir “kanaat önderi” olarak öne çıkar. Hukuki ihtilaflarda sulh sağlayan bu rolü, onu coğrafyanın farklı yerlerinde tanınan ve başvurulan bir isim haline getirir.
Geçmişe duyduğu sorumlulukla kasaba ve köyleri arkeolog titizliğiyle ziyaret ederek şecereler çıkarır, ses kayıtları alır, günlükler tutar ve belgeler toplar. 1925’te coğrafyanın dört bir yanında yaşanan katliamların etkisini ve yıkıcılığını anlamaya çalışır. Demiralp’in eğitim hayatı, yaşadıkları yoksulluk sebebiyle ilkokul üçüncü sınıfta son bulsa da okuma yazma tutkusuyla kendisini yetiştirir. Zamanla Kürtçe (Kurmancî ve Kirmanckî/Zazakî), Türkçe, Osmanlıca, Farsça ve kısmen Arapça öğrenir. Coğrafyada konuşulan pek çok dile hakimiyeti, farklı dillerdeki belgeleri tasnif etmesine kolaylık sağlar. Demiralp’in yazılı ve görsel arşivinde; katledilen, sürgün edilen ve unutulan genç bedenler metin, ses veya obje olarak vücut bulur. Bu toplumsal çabanın bir uzantısı olarak, 1970’li yıllarda Kürtlerin sivil siyasete yöneldiği partilerden milletvekili adayı olur.


12 Eylül 1980 Darbesi ve Arşivin Toprağa Gömülüşü
12 Eylül 1980 Darbesi, Kasım Demiralp’in hayatında önemli bir dönüm noktası olur. Darbe sürecinde oğlu Dr. Xalid Şervan (Dr. Hatip Demiralp) ve yeğeni Necmettin Demiralp ile gözaltına alınır. Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’nde yaşanan sistematik vahşete, Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi (TKDP) davasından yargılanan Dr. Xalid’in mahpusluğu üzerinden tanık olur. Dr. Xalid’in ve Kürdistan İşçi Partisi (PKK) davasından tutuklanan yeğeni Necmettin’in cezaevi süreçlerini takip eder. Dönemin siyasal atmosferinde, uzun yıllar boyunca emek verdiği ve zamanla kayıp kişilerin bilgilerini içeren geniş kapsamlı külliyatını koruma altına almaya karar verir. Köydeki evinde muhafaza ettiği bu külliyatı Eylül 1980 tarihinde toprağa gömerek saklar. Arşivini dört yıl sonra, 1984’te yeniden gün yüzüne çıkaracaktır. Ancak geçen süre zarfında külliyatın büyük bir bölümü toprakta çürüyerek yok olur.
90’lar: Yeni Kayıplar ve Yeniden Arşivleme
1990’lara gelindiğinde daktilosunun başına geçerek geçmişi yeniden yazmaya ve kayıt altına almaya yönelir. Bu kez yazdıklarını evin kapı pervazlarına gizleyecektir. Ne var ki, aynı yıllarda coğrafyanın dört bir yanından yükselen devlet şiddeti bu çabalarını da engeller. 1991 yılında Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Grup Komutanlığı (JİTEM) adlı paramiliter yapı köydeki evini kuşatma altına alır.
PKK’nin coğrafyada artan etkinliğinden, devlet bölgenin ileri gelenlerini sorumlu tutacaktır. Halk üzerinde güçlü bir etkiye sahip olan Demiralp de, devlet güçlerinin sürekli gözetim altında tuttuğu bir figüre dönüşür. Bingöl’e atanan devlet görevlileri, Demiralp’in halk üzerindeki etkisi hakkında özel olarak bilgilendirilecektir.
Demiralp, 1993 yılında oğlu Dr. Xalid’i genç yaşta kaybeder. Aynı yıl, henüz lise öğrencisi olan kızı Mesil, PKK’ye katılır. 1994’te, Ankara Siyasal Bilgiler öğrencisi oğlu Ali ve yeğeni Necmettin hakkında, PKK üyeliği suçlamasıyla arama kararları çıkarılır; bunun üzerine ikisi de sürgüne gitmek zorunda kalır. 1995’te PKK içinde etkili bir konumda olan yeğeni Mehmet Sait Yıldırım Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanarak müebbet hapis cezasına çarptırılır. Kasım Demiralp, bu gelişmelerin ortasında ilerlemiş yaşına rağmen defalarca gözaltına alınır.
Bu baskı atmosferi içinde Demiralp, Dr. Xalid’i, giden çocuklarını, yeğenlerini ve 1925 yılını günlükler, daktilo yazıları, mektuplar, fotoğraflar ve ses kayıtlarıyla belgelemeye devam eder.
1990’lar boyunca ailesiyle birlikte sürgüne zorlanan Kasım Demiralp, bu dayatmaları kabul etmez. Çocukluğundan itibaren tanıklık ettiği tarihsel süreçlere ve yaşamı boyunca karşılaştığı siyasal baskılara rağmen köyünü terk etmez. Kanser hastalığına yakalanan Demiralp, 2 Ağustos 1998’de yaşamını yitirir.



Miras: Arşiv, Hafıza ve Belge
Kasım Demiralp, yaşadığı dönem içinde Türkiye’nin tüm kırılma noktalarına tanıklık etmiştir. Kendisinden geriye 19. yüzyıldan 20. yüzyıla ışık tutan bir dizi anı ve belge bırakmıştır. Tanık olduğu her şeyi zamanın tekniği doğrultusunda kaydetmiştir. Tüm bunları yaparken gündelik olanla ilişkisini sahici bir dil ve üslupla kurmaktan geri durmamıştır. Kısacası Kasım Demiralp, yaşadığı zaman diliminin yazılı ve sözlü belgesidir.




